Aybastı, Ordu ilinin bir ilçesidir. 359 km² yüzölçümüne sahip olup, nüfusu 31.071′dir. Başlıca geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. 
‘Aybastı’ sözcüğü şuradan gelmektedir.Osmanlı padişahı bu yöreyi rumların elinden alırken geceymiş.Işıkları varmış ama rumların görmemesi amacıyla lambaları yakamıyorlarmış.Tam o sırada Ay’ın ışığı ortalığı aydınlatmış (ortalığı ayın ışığı basmış) ve Osmanlılar burayı fethetmiş.O günden sonra buraya Aybastı demişler.
Ulaşım Durumu
Aybastı’nın Sahil yolu Fatsa‘ya uzaklığı 52 Km.’dir. Bu yol Otomobille 1.20 dakikada alınmaktadır. Virajları keskin ve çok fazla olduğundan araçlar az hızla bu yolu almaktadır. Güzergahta trafik akış şeridini, bazı yerler hariç tek saymada fayda vardır. Yolun asfalt kalitesi düşüktür. Yolun çoğu kısımlarına bir araç ancak sığmakta, bu da bu yoldaki seyrin çok dikkatli olmasını gerektirmektedir. İlçenin tüm köy ve mahallelerine ulaşım mümkündür. Aybastı – Gölköy arası 37 Km olup stabilize yol vardır. Bu yol da 2007′de asfaltlanacaktır. Aybastı – Niksar arası 70 Km’dir. Aybastı – Korgan arası ise 45 Km’dir.
Aybastı’nın Niksar, Reşadiye, Gölköy, Korgan ve Mesudiye ile bağlantıları vardır. Sözü edilen yerlerde asfalt mevcuttur. Aybastı – Reşadiye arası 57 Km olup bu yol Aybastı- Fatsa arasına nispeten biraz daha az virajlıdır. Ne var ki kış aylarındaki hava muhalefeti ulaşımı kesmekte ya da zorlaştırmaktadır.
Sosyal Yapı
Sahilden 52 Km uzakta bulunan Aybastı, 3 Nahiye , 10 mahalle ve 7 köyden oluşur. Köylerde ilkbahar, yaz mevsimlerinde hareketlilik vardır. İlçe merkezinde her gün canlılık vardır. Cumartesi günleri pazar kurulur. Canlı bir pazara sahiptir. Evlenme yaşı 15 ila 22 ‘dir. Evlilikler çoğu kez görücü usulü ile yapılır. Aybastı’da inançlara büyük önem verilir. Baba ailenin reisidir. Aile büyüklerine hürmet fazladır. Evde aile büyüklerinin sözü geçerlidir. Babadan ayrı bir evde yaşansa bile ona danışmadan herhangi bir iş yapılmaz. Nüfusun %99’u okur-yazardır. Genel olarak kadınlar ev hanımı vazifesini yaparlar. Resmi dairelerde çalışan kadın sayısı çok azdır. Yaz mevsiminde kadınlar tarla ve bahçelerde çalışır. Ev hanımları Halk Eğitimi Merkezinin açtığı kurslara giderler.
Aybastı ’da nüfus hızlı bir artış göstermektedir. Merkezde buna paralel olarak hızlı bir kentleşme söz konusudur. Merkezde binalar genelde 4 ve daha çok katlı olarak inşa edilmiştir. Yurt dışında çalışan işçilerin arsalara gereğinden fazla para vermeleri nedeniyle arsa fiyatları çok yüksektir. Sağlık, eğitim, ulaşım konularında ciddi aksaklıklar meydana gelmektedir. Okullarda her yıl öğretmen değişikliği ya da öğretmen yetersizliği öğrenci başarısını düşürmektedir. Yine ulaşımın iyi olmaması sağlık yönünden ciddi sorunlar meydana getirmektedir.
Aybastı Belediyesince yapılan su arıtma tesisleri bitirilmiştir. Devlet Hastanesi hizmete girmiştir. Özellikle İstanbul, Ankara’ ya sosyal ve ekonomik nedenlerle göçenlerin sayısı oldukça fazladır. İşsizlik nedeniyle yurt dışında çalışma imkanları doğunca 1960 yılından itibaren İlkönce Almanya’ya başlayan işçi akımı Fransa, Avusturya ile devam etmiştir. 1996 yılından itibaren de işçilerin Türkî Cumhuriyetlere ve İsrail’e gittikleri görülmüştür.
Kültür ve Gelenekler
Kültür bir milletin dinî, millî , örf, adet ve geleneklerinin ahenkli müştereklerinden doğan değerler bütünüdür. Kültür milletlerin dünü, bugünü ve yarınlarına ait hayat tarzlarına belirleyen milli kimliklerinin maddi ve manevi damgasıdır. Çeşitli yollardan elde edilen bilgilere göre ilçemizde yaşayan belli kültürler şunlardır:
l-Gelenek ve Görenekler.
2-Evlenme adetleri.
3-Doğum-Ölüm.
GELENEK VE GÖRENEKLER
İNANIŞLAR
İlçemizde inancın temelini İslamî akaid esasları belirler, ancak her yörede olduğu gibi İlçemizde de ilmi ve dini hiçbir açıklaması olmayan bir takım inançlar da görülmektedir. Bunlardan Bazıları:
Kışın gök gürlemesi ile mevsimin ikiye bölünmesi.Baykuş ötmesinin ve köpek ulumasının karşılığında bir cenaze olması. Kadınların yolda karşıdan karşıya geçerken erkeklerin yolunu kesmemesi. Sağ el kaşınırsa para geleceği, sol el kaşınırsa para çıkacağı.Çocukların üzerinden atlanırsa fazla büyüyemeyeceği. Bir evde düğün başlamışsa. Evde düğün süresince çivi çakılmayacağı, Kilit Kilitlenmeyeceği. Doğum sonrası bebeklere 40 gün sayılması ve kırk günü doldurmadan ayrı zamanlarda doğum yapmış kadınların birbirini ziyaret edememesi. Cenazeden gelen bir kişinin evde küçük bebek varsa onun olduğu odaya girmeden başka odaya girmesi. Kulak çınlamasının ve hıçkırmanın kişiyi başka bir tarafta anıyor olmaları gibi bir takım inançlar da vardı.
EVLENME ADETLERİ
İlçemize karşılıklı sevgi, saygı ve görüşmeye dayalı evlilik1er olsa da görücü usulüne yakın sayılabilecek ailelerin rızalarına dayalı evlilikler yaygındır. Evlenecek kişiler birbirlerini tanısalar da fazla bir görüşme konuşma imkanları olmaz.
DÜĞÜNLER:
İlçemizde düğünler genelde 4 gün sürmektedir. Genel olarak cuma günü başlar ve Pazartesi günü sona erer, l Gün komşu gecesi, 2 gün kına gecesi 3 gün gelin alma 4 gün duvak olarak isimlendirilir. Düğüne davetiye, Kart ve çeşitli hediyelerle yapılır. Düğünün birinci gününde kız evinde ve erkek evinde aynı uygulamalar yapılır gün yakın mahalle komşuları düğün evine giderler, hem düğüne yardım ederler hem de düğün yapana yardım amacı ile çeşitli yiyecek maddeleri, götürürler. Düğün evinde hazırlanan yemeklerden gelen misafirlere ikram edilir. gece komşular kendi aralarında eğlenirler.
KINA GECESİ:
Bu gece düğünün ağırlıklı olduğu gecedir. Hemen hemen tüm davetliler düğün evine bu gece gelir. Gelen davetlilere hazırlanan yemeklerden ikram edilir. Gelen davetlilerden erkek evine gelenler genelde para kız evine gelenler gelinin kullanabileceği ev eşyaları ve ziynet eşyaları olmak üzere çeşitli, hediyeler getirirler. Yemek ikramından sonra çeşitli oyunlar oynanır,ve şenlikler yapılır.
BOHÇA GETİRME :
Kına gecesinin ilerleyen saatlerinde kız evinden erkek evine damadın giyeceği elbiselerden oluşan bir bohça getirilir. Bu bohçaya damat bohçası denir. Bohça genelde kalabalık bir grup tarafından getirilir. Bahşiş a1ınmadan bohça teslim edilmez. Bahşiş alındıktan sonra bohça aşçıya teslim edilir. Aşçı tarafından bohça açılır, ve orada hazır bulunanlara gösterilir. Bohça getiren gruba yemek verildikten sonra çeşitli ikramlar daha yapılır, onların makul ölçülerdeki tüm isteklerini yerine getirmek genel bir kuraldır. Bohça getiren misafirlerin geri dönüşünden sonra erkek evinde bulunan bayanlar kız evine kına yakmaya giderler, kına yakmaya, giderken gelinin eline yakılacak olan kına, kolonya götürülür. Erkek evinde hazırlanan kına bir tepsiye konulur üzerine mumlar dikilir. Gelin evine varınca kapı kapıdan geçmeden tepsi üzerindeki, mumlar yakılır ve odanın ışıkları söndürülür, Kına yakmaya gelenlerin el ele tutuşarak oluşturduğu karşılıklı kordon içinden kına tepsisi geçirilerek odaya girilir. Kız evinde hazır bulunanlar ve kınaya gelenler gelin adayını aralarına alırlar ve ortaya oturturlar. Sesi güzel olanlar ilahiler söylerler, maniler söylerler. Bundan sonra gelinin eline kına yakarlar. Gelinin eline kına yakıldıktan sonra gelen misafirlere de kına ikram edilir. Kına alanlar tepsiye çeşitli hediyeler koyarlar. Bunlara kına bahşişi denir. Kına yakma olayı bittikten sonra düğünün o geceki bölümü bitmiş olur.
GELİN ALMA :
Düğünün üçüncü günü gelin alma günüdür. Kına gecesi düğüne gelemeyenler bu günde gelmeye devam ederler,o gelenlere de her iki tarafta da yemek ikram edilir. Belli bir saatten sonra damat evinde toplananlar kız evine gelin almaya giderler. Gelin alıcılar gelmeden önce kız evinde hazırlıklar tamamlanır. Gelin giydirilir. Dualar yapılır. Geline ailesi tarafından verilecek olan eşyalar hazırlanır. Gelin almaya gelindiğinde gelinin sağdıcı tarafından gelinin bulunduğu odanın kapısı kapatılır. Burada damadın babası veya bir yakını bahşiş vererek kapıyı açtırır. evin en küçük çocuğu gelinin çeyiz sandığının üzerine oturtulur,yine birisi bahşiş vererek çocuğu kaldırır. Bu engeller aşıldıktan sonra damat tarafından gelin odasından alınarak gelin arabasına bindirilir. Gelinin arabanın sağ kapısından binmesi ve inanması adettir. Gelin damat evine geldikten sonra yine arabanın sağ kapısından indirilir. Arabadan inince buğday,şeker,fındık karışımı damat tarafından gelinin başından saçılır. Bunun saçılma nedeni gelinin bolluk ve bereket getirmesi dileğidir. Düğünün 4. günü Duvak Düğünüdür. Bu düğüne gelini görmek ve tanımak amacı bayanlar giderler.
DOĞUM -ÖLÜM
DOĞUM:
Yurdumuzun her yerinde olduğu gibi evlenen çiftlerin en büyük arzusu çocuk sahibi olmaktır. Çocuğu olmayan çiftler doktor tedavine inandıkları gibi az da olsa başka yollara da başvurmaktadırlar. Çocuğu olmayanların Evliya ve Yatları ziyaret etmeleri, buralarda adak adamaları,Büyü gibi şeylerle uğraşanlara gitmeleri az da olsa görülmektedir. Doğum esnasında genelde ebe hemşirelerden yarar1anı1maktadır. Köy ebeleri olayı tamamen bitmiş durumdadır. Yeni doğan bebeğin göbek kordonu kesilerek evin bir yerinde kurutulur. Bazı yörelerde bebeğin beşiğinde kurutulur. Göbek kordonunun dışarı atılması halinde çocuğun gezmeyi çok seveceği eve bağlı olmayacağı inancı da vardır. Yeni doğacak bebeğin beşiği ve yatak takımının kızın annesi tarafından hazırlanması ve doğum anında damadın evine getirmesi genel bir adettir. Yeni doğan bebeği görmek üzere komşu ve akrabalar ziyaret ederler. Gidenler durumlarına göre mutlaka bebeğe hediye götürürler. Yeni doğan bebekler ve anneleri kırk gün akşamları evden dışarı çıkarılmazlar.
ÖLÜM :
Ağır hasta olan kişinin konuşmaması, dilinin tutulması gözünün ferinin kaçmasından, renginin sararmasından ölümün yakın olduğu kanaatine varılır. Komşuları ve akrabaları yanlarından ayrılmaz1ar. Kur’an okumayı bilenler gittiklerinde mutlaka Yasin-i Şerif okurlar. Ölüm anında hastanın başında okuyan kimselerin ve hocaların bulunması, mümkünse Kelime-i Şahadet getirtilmesine çok önem verilir. Ö1üm anında hastanın çok ızdırap çekmesi günahlarını dünyada affettiriyor, öbür dünyaya günahsız gidecek gibi bir düşünce tarzı da vardır. Ö1en kişinin üzeri. çıkarılır. Ayakları ve çenesi, bağ1anır. Üzerine bir örtü örtülür. Bunu rahatına koyma denir. Bazı yörelerde örtünün üzerine bir de bıçak bırakılır. Cenazeyi duyurmak için çevredeki tüm camilerden salâ verilir. Ve ilan yapı1ır. Cenaze o işin ehli kişiler tarafından yıkanır. Cenaze namazı kılındıktan sonra Kur’’an okunarak cenaze gömü1ür. Cenaze olan evde iki üç gün yemek pişeri1mez. Yakın komşular yemek götürür1er. Cenazeden sonraki günlerde taziye dilemek üzere cenaze evine gidilir.
BAYRAMLAR DİNİ BAYRAMLAR:
Dini Bayramlar İslamî kurallara uygun olarak kutlanır. Ramazan Bayramında bayramdan önce her evde mutlaka tatlı yapılır. Bayram sabahı namaz kılındıktan sonra Camilerin avlusunda en yaşlı olanlardan başlanarak sıraya geçilir. Topluca bayramlaşma yapılır. Bu bayramlaşma sırasında dargınların barıştırılması adettir. Bayramlaşmadan sonra topluca dua edilir. Bazı yörelerde evlerde hazırlanan yemekler Camii avlusuna getirilerek namazdan sonra topluca yemek yendiği de görülmektedir. Bayramda büyükleri ve akrabaları ziyaret etmek onların hayır dualarını almak üzere ziyaretler mutlaka yapılır. Ziyarete gelenlere tatlı ve yemek mutlaka ikram edilir. Çocuk1ara ayrıca şeker ve para veri1ir. Kurban Bayramlarında Kurbanlar mümkün olduğunca toplu bir yerde kesi1ir. Dinimiz hükmüne göre kurbanlardan belli miktarda ayrılan etler parçalanarak kurban kesmeyenlere ve orada hazır bulunanlara dağıtılır. Bu da İslâm’da dayanışmanın yardımlaşmanın en belirgin örneğidir. Bayramlarda bazı mahalle ve köylerde güreş ve buna benzer eğlenceler tertip edilir.
MİLLİ BAYRAMLAR
Milli Bayramlar devletin belirlediği kanun ve yönetmeliklere göre kutlanır.
NAZAR VE NAZARLIK
İlçemizde nazara inanılır,nazar bazı insanların gözlerinin manyetik etkilerinin karşı taraftakileri etkilemesi ve onu rahatsız etmesi olarak bilinir. Gözü mavi olanların nazarlarının çok etkili olduğu inancı yaygındır. Nazara karşı çeşitli nazar duaları okutturulur. Nazar boncuğu takılır. Küçük bebeklere çok nazar değdiğine inanılır.
PERŞEMBE YAYLASI VE ŞENLİKLER
Perşembe Yaylası, ilçe merkezine 17 km. uzaklıktadır. İlkbaharda karların erimeye başlamasıyla hayatın ve canlılığın başladığı Perşembe Yaylası’nda mevsimin ilk karının yağmasına kadar hayat devam eder. Yeşil çimlerle kaplı olan yaylanın merkezinde şehir türü bir yapılanma vardır. Perşembe Yaylası’nda yerleşim ve yaşamanın, Türklerin Anadolu’ya ayak basmalarından bu yana devam ettiğini kabul edebiliriz. Çünkü, ünlü seyyah Evliya ÇELEBİ, seyahatnamesinde, Perşembe Yaylası’ndan ve Perşembe Panayırı’ndan bahsetmektedir. Yine, 1876 Trabzon Salnamesi’nde Perşembe Yaylası ve panayırından söz edilmektedir.
Bu yazılı kaynaklara dayanarak, perşembe Yaylası’nın çok eski bir yerleşim yeri olduğunu anlıyoruz. Yayla şenlikleri de insanların bu yaylaya yerleşmeleriyle birlikte Perşembe Panayırı olarak başlamıştır. O dönemlerde yurdun çeşitli yerlerinden gelen satıcıların eğlence araçlarının, çadır tiyatrolarının buluşup birleştiği muhteşem bir görünüm içerisinde başlayan ve bir hafta devam eden eğlence, alışveriş ağırlıklı bir şenlikmiş.
Bu şenliklerin en büyük ağırlığını, yağlı pehlivan güreşleri oluşturmaktadır. Geçmiş dönemlerde yaşayanların Perşembe Yaylası Panayırı hakkında anlattıkları bilgilere göre o dönemlerde panayıra yurdun çeşitli yörelerinden satıcılar, ip cambazları, sihirbazlar, sirk türü çadırlar, falcılar gelirler ve bir ay boyunca yaylada kalırlarmış. Başladığı günden bu yana Temmuz ayının son haftasında yapılma özelliğini yitirmeyen panayır, son haftada yağlı pehlivan güreşleri, at yarışları, insan yarışları gibi çeşitli sportif faaliyetlere devam edermiş.
Yazılı kaynaklardan edinilen bilgiye göre; Perşembe Panayırı, Kırkpınar Şenliklerinden daha eski bir tarihe sahiptir. Ancak, bu zamana kadar tanıtımı yapılamadığı için gerekli yeri alamamış, Kıkpınar güreşlerinin rövanşının yapıldığı bir panayır olarak kalmıştır. Başladığı günden bu yana hiçbir kesintiye uğramadan devam eden Perşembe Panayırı’na Kırkpınar’da kispet giyen pehlivanların % 80′i (baş pehlivan dahil) katılmaktadır.
Perşembe yaylamıza Aybastı’dan ve Tokat tarafından ulaşım vardır. Konaklama olarak da yayla merkezinde otel mevcuttur. Perşembe Yaylası Şenlikleri her yıl Temmuz ayının 3. haftasında yapılmaktadır. 1 hafta süren şenliklerin asıl bölümü son gündür. Cumartesi gecesi genellikle Aybastı ilçe merkezinde şenlik ve konser olmakta, Pazar günü de yaylamızda aynı şekilde konser olmaktadır. Yine pazar günü yağlı güreşler de yapılmaktadır